Sporcu Sakatlıkları Nelerdir?

Sporun fiziksel olarak sağladığı faydalarının yanında kendi içerisinde bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Spor kazaları ve yaralanmaları bu faktörlerin başında gelmektedir. Bu yaralanma ve sakatlıkları iç ve dış faktörler olarak iki başlık altında değerlendirmek mümkündür. İç ve dış faktörler ise yapılan spor branşına göre değişebilmektedir. Spor sakatlıkları kısa süreli olabildiği gibi spor hayatını tehdit edecek oranlarda da görülebilmektedir. Performans sporcularında yaralanmaların ciddiyetine göre sporcunun yaptığı spora ara vermesi ya da tamamen spor hayatını bitirmesi gerekebilir.

Türkiye’de sporun gelişmesi ve günlük hayatta daha fazla yer tutmasıyla birlikte spor sakatlıklarının artması ve tedavi yöntemleriyle ilgili çalışmalar da hız kazanmıştır. Türkiye’nin basketbolla yani tanıştığı yıllarda karşılaşılan sakatlıkların tedavisi için daha çok yurt dışı sağlık hizmetlerine başvuruluyordu. Ancak günümüzde ülkemizde spor hekimliğinin dünya standartlarına ulaşması ve sporcu sakatlıklarında gösterilen özenin artmasıyla birlikte bu alanda çok önemli yol kat edilmiştir. Hatta bugün hemen her spor kulübünün bir doktoru, bir fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı ve fizik tedavi merkezleri bulunmaktadır. Günümüzde sportif organizasyonlar ülkelerin güç ve gövde gösterisi yaptığı arenalara dönüşmüştür. Spor ve sportif başarıya büyük önem verilmekte ve bu alana dev bütçeler ayrılmaktadır. Başarılı ve şampiyon sporcular yetiştirmek için birçok bilim alanından destek alınmakta ve antrenman bilimi ile ilgili her geçen gün yeni yöntemler geliştirilmektedir.

Spora ayrılan bu büyük bütçelerde en büyük risklerden bir tanesi uzun yıllar ve büyük emeklerle yetiştirilen sporcuların sakatlanmasıdır. Dolayısıyla spor sakatlıklarından korunmak ve sakatlanan sporcuların rehabilitasyonu ve en kısa sürede tekrar sahalara dönmesi önem arzu edilmektedir.

Vücudun tamamının ya da bir bölgesinin normalden fazla bir kuvvetle karşılaşması sonucu dokuların dayanıklılık sınırının aşılmasıyla spor sakatlıkları ortaya çıkmaktadır. Bunun yanı sıra sakatlığın oluştuğu günün ertesinde spora katılımı engelleyen durum olarak da tanımlanabilmektedir. Amerikan Ulusal Spor Sakatlıkları Kayıt Sistemi ( NAIRS) örgütü bu yaklaşımla spor sakatlıklarını üç gruba ayırmıştır.

1. Küçük sakatlıklar: 1-7 gün süren minör sakatlıklardır.

2. Orta derecede sakatlıklar: 8-21 gün süren sakatlıklar

3. Ciddi spor sakatlıkları: 21 günden fazla spora katılımı engelleyen ya da kalıcı hasarlara neden olan sakatlıklardır.

Sakatlanmaya Neden Olan Faktörler

Sakatlanmaya neden olan faktörler iç (bireysel) ve dış (çevresel) etkenler olmak üzere iki ana başlık altında toplanır.

İç (Bireysel ) Etkenler

– Deformiteler: Pes planus, kavus, dizde varus, valgus

– Kondisyon, Dayanıklılık, Sürat, Beceri, Esneklik, Kuvvet

– Önceki Yaralanmalar

– Psikolojik Durum: Kişilik, Motivasyon, Konsantrasyon, Stresle başa çıkabilme

– Fiziksel yapı: Boy, Ağırlık, Eklem özelliği, Vücut kompozisyonu

– Yaş, Antrenman Yaşı

– Cinsiyet

Dış (Çevresel) Etkenler

– Spora Bağlı Etmenler: Spor Tipi, Dalı Risk alma süresi, Rakip ve rakibin durumu

– Spor Alanı: Sahası, Zemini, Kayganlık, Tutuculuk, Işıklandırma, Güvenlik önlemleri

– Donanım: Spor Araç Gereçleri, Koruyucu Giysileri, Genel amaçlı malzemeler

– Hava Koşulları: Sıcaklık, Nem, Rüzgâr, Jet lag, Yükselti

– Antrenör: Yönlendirme, Davranış, Antrenman yanlışlıkları

– Hakem ve Oyun Kuralları

Sporda Görülen Yaralanmalar

Baş

Sportif faaliyetlerde çok sık karşılaşılan yaralanma tiplerinden biri baş bölgesi yaralanmalarıdır. Özellikle temas sporlarında ve topla yapılan sporlarda baş ve boyun yaralanmaları ortaya çıkabilir. Yüz yaralanmaları ise göz yaralanmaları, burun yaralanmaları, kulak yaralanmaları, ağız ve diş yaralanmaları olarak farklılıklar barındırır. Baş- boyun bölgesi, yalnız hareketliliği ile diğer bölgelerden farklı olmakla kalmaz, ayrıca mimik ve jestleri gerçekleştirmede de önem taşır.

Göz, hassas bir duyu organımız olması nedeniyle karşılaşacağı en ufak hasarın ciddi aşamalara ulaştığı yaralanmalara maruz kalınabilir. Göz yaralanmalarını ikiye ayırmak mümkündür: 1. Delici yaralanmalar: silah ok, kayak sopası, kılıç vb. gibi spor araçlarının göze batmasıyla ya da gözlük ve sert lenslerin kırılmasıyla oluşur. 2. Delici olmayan yaralanmalar: tüm temas sporlarında ve tenis ya da masa tenisi gibi raketle oynanan sporlarda, topun veya raketin göze çarpmasıyla olur. Alınacak önlem ve spor tekniğinin geliştirilmesiyle göz yaralanmalarından kaçınmak mümkündür. Bazı sporlarda kask ve maske takılması buna fayda gösterir.

Burun yaralanmaları sporda en çok karşılaşılan yaralanma tiplerinin başında gelir. Burun yaralanmalarında burun kemiğinin kırılması en çok rastlanan yaralanmadır. Burun kemiği kırığı, sporda düşme ya da buruna darbe gelmesi sonucunda oluşur (boks, su topu, motor sporu vb). Bu sırada burun kemiği kırılabilir ya da sadece burun kıkırdağında kayma oluşabilir. Anatomik özelliği nedeniyle spor yaralanmalarının en sık görüldüğü yerlerden birisi burundur. Burun yaralanmalarına ani darbeler sebep olur. Özellikle boks, taekwondo, güreş gibi sporlarda direkt darbe gelişinde bu risk en üst düzeydeyken basketbol, futbol, voleybol gibi sporlarda topun ani çarpması ile oluşabilen bir yaralanmadır.

Kulak yaralanmaları sportif faaliyetlerde karşılaşılan yaralanmalardandır. Hem iç hem de dış kulakta yaralanma meydana gelebilir. Dış kulak yaralanmaları daha ciddi kafa travmaları sırasında oluşabilir. İç kulak yaralanmaları ciddi baş boyun yaralanmaları ile birlikte görülebilir. Spor esnasında kulağa gelen ani ve ciddi bir darbe veya kulak içine sivri bir nesnenin girmesi gibi nedenler kulak yaralanmalarını ortaya çıkarabilir. Sporcuda kulak yaralanmasının görüldüğü durumlarda kulakta ağrı, şişme, kulak etrafındaki cildin morarması, kulak içi kanaması gibi belirtiler görülür.

Ağız ve diş yaralanmalarını ise; yaralanmalar, dudak ve diş eti kesikleri, dil kesikleri, yanak içindeki kesiler ve delinmeler şeklinde sıralamak mümkündür. Bu tip yaralanmalar dış etkenlerle ya da sporcunun kendi dişleriyle oluşabilir.

Omuz

Omuz eklemi, gevşek ve korunmasız bir anatomik yapıya sahip olması, üst ekstremitenin ağırlığını taşıması ve çok hareketli bir eklem oluşu gibi faktörlerin etkisiyle travmalara açıktır ve üst ekstremite yaralanmalarının önemli bir kısmı bu eklemde görülür. Omuz tendon sakatlıkları en sık olarak üst omuz kuşağı kaslarında görülür. Bu kaslar, kolu vücuttan uzaklaştıran ve rotasyon yaptıran kaslardır.

Dirsek

Birçok sportif aktivitenin olmazsa olmazı kusursuz dirsek eklemi fonksiyonudur. Dirseğin temel fonksiyonu elin uzaysal konumunun sağlanması için eklem hareket açıklığının stabil olarak sağlanmasıdır. Tüm koruyucu refleks içgüdülere rağmen spor sırasında dirsek eklemi en sık yaralanan eklemlerdendir. Düşme veya çarpma gibi travmalar sırasında dirsek ekleminin pozisyonu, fleksör ve ekstantör kas gruplarının çekme gücü, kas tonusu vb. gibi faktörlerin etkisiyle dirsek ve ön kolda yaralanmalar olabilir. Ağrılar el bileği ve omuza yayılır. Dirsek yaralanmalarında en çok karşılaşılan ve adına sıkça rastlanan yaralanma tipi tenisçi veya golfçu dirseğidir. Tenisçi dirseği, dirseğe yapışan ön kol kaslarının inflamasyonuna verilen isimdir. Tenisçi dirseğinde ağrı dış tarafta iken golfçu dirseğinde ağrı iç tarafta görülür.

El, El bileği ve Parmaklar

El ve el bileği, sporcularda en çok yaralanan bölgelerdendir. Eldeki yaralanmalar daha çok düşme sonucu kişinin kendini korumak amacıyla elin ilk yere değen kısım olmasından ya da aşırı kullanıma bağlı olarak meydana gelir. Tüm spor yaralanmalarının yaklaşık 1/3 kadarı bu bölgede olur. El bileği ve el yaralanmalarını el bileği ve ele ait kırıklar ve çıkıklar, sinir sıkışmalarına bağlı duysal anormallikler, aşırı kullanıma bağlı anormallikler, el parmak yaralanmaları gibi çeşitlilik gösterir. Ancak el ve el bileği yaralanmaları basitçe ikiye ayrılır: Travmatik ve aşırı kullanım yaralanmaları. Travmatik yaralanmalar daha çok temas ve çarpışmanın olduğu sporlarda görülür. El bileğinde oluşan yaralanmaların pek çoğunda, enspeksiyon bulgusu saptanmaz. Ancak tendon kopması, majör sinir ve damarların kesilmesi gibi durumlarda açık yaralanmalar meydana gelebilir.

Göğüs ve Karın

Özellikle temas sporu yapan sporcularda sıklıkla karşılaşılan yaralanmalardandır. Göğüs yaralanmaları, incinme, memede berelenme ve ezilmeler, kaburgaların blokajı, kas kopmaları, göğüs kemiği kırıkları gibi başlıklar altında görülebilir. Bu bölgede meydana gelen spor yaralanmaları genellikle yumuşak doku yaralanmaları şeklindedir ve genellikle hafif seyrederler. Kalp ve akciğerler göğüs boşluğu içerisinde yer aldıkları için göğüs bölgesine gelen kuvvetler, boyun ve omurgayı da etkileyebilir ve bu bölgede olan yaralanmaların olası acil bir duruma yol açıp açmayacağı incelenmelidir. Göğüs bölgesine gelen yaralanmaların bakımı oldukça önemlidir. Bu bölgedeki yumuşak doku travmaları ağrıya neden oldukları ve bazen solunum zorluğu yarattıkları için spora katılımdan bir süre uzak tutulmayı gerektirebilir.

Karın yaralanmalarında karın duvarı ve iç organların değişik şekillerde yaralanmaları görülebilir. Çoğu karın bölgesi yaralanmaları hafiftir. Ancak zaman zaman delici yaralanmalar ve çok şiddetli çarpmalar hayati tehlikeler yaratabilir. Karın boşluğu oldukça fazla kan damarı içerdiği için yaygın kanamalar, iç organlarda yırtılmalar olabilir; bu da ciddi bir kanamaya ya da sindirim sıvılarının karın içine akmasına neden olabilir. Karın yaralanmalarında basit kesikler, çizikler, ezilmeler gibi küçük yaralanmalar görülebilir. Bunun yanı sıra karın bölgesinde dayanılmaz bir ağrı, kramp, geniş alanlara yayılan morarmalar, kusma, öksürme ile ağızdan kan gelmesi, karnın sert ve hassas olması, şok durumu; birden halsizleşme, hızlı ve hafif soluma, hızlı ve zayıf nabız durumu gibi bulguların ortaya çıktığı ağır ve ciddi yaralanmalar da görülebilir.

Kalça

Kalça ve kasık ağrısı tüm yaralanmaların sadece %5‟ini oluşturmasına rağmen sporcularda oyun zamanında ciddi kayıpların önemli nedenlerindendir. Bu sorunlar, uzayan rehabilitasyon süresi ve hatta sporu erken bırakmaya neden olabilir. Bu ağrıların tanı ve tedavisi spor yaralanmalarının zor ve karmaşık konularından birisidir. Bu nedenle yanlış tanıdan kaçınarak doğru tedavi stratejileri saptamak için bölgedeki patolojilerin bilinmesi ve uygun tanı metodunun geliştirilmesi gerekir. Sporda kalça kemiğinin kırılmasından daha çok kalça çıkıkları görülür. Kalça çıkıkları genelde kemik kırılmaları, yırtılan bağlar ve tendonlarla birlikte oluşur. Kemikte veya siyatik sinirde geçici veya kalıcı sakatlıklar oluşabilir. Kalça çıkığı acil 13 tıbbi müdahale gerektiren bir durumdur. Sporcuda kalça çıkığı oluştuğu durumlarda kalçayı hareket ettirmek istediğinde ortaya çıkan dayanılmaz ağrılar, çıkma olan bölgede hassasiyet, şişlik ve berelenme, kalçanın çıkma noktasının alçında uyuşukluk ya da kısmi felç görülebilir.

Diz

Diz eklemi, vücuttaki en büyük eklemdir. Dizin kemik yapıları yukarıda femur distali (kondil bölgesi), aşağıda tibia proksimali (plato) ve önde patelladan oluşur. Diz eklemi hem bir menteşe eklem hem de bir döner eklem artikülasyonudur. Bu eklem, ekstansyon ve fleksiyon ile belirli konumlarda içe ve dışa rotasyon hareketleri yapar. Diz sportif faaliyetlerde sıklıkla sakatlanmaya açık bir eklemdir. Direkt darbeler, zorlayıcı ters hareketler veya tekrarlayan aşırı yüklenmeler bu eklemde ki güçlü anatomik yapıların zedelenmesine yol açabilir. Dizin stabilitesi kapsül, yan ve çapraz bağlar ile çevredeki kaslara bağlıdır. Diz bir sporcunun koşma, zıplama, dönme ve ani durma hareketleri yapmasını sağlayan kompleks bir eklemdir. Ancak sporlar sırasında, dizin karşı karşıya olduğu güçler nedeniyle, ne kadar hafif olursa olsun herhangi bir yaralanma, aktif bir kişinin egzersiz veya antrenman programını işlemez hale getirebilir. Alt ekstremitelerle sakatlanmalarda en büyük pay diz eklemine aittir. Tüm spor sakatlıklarının yaklaĢık %20- 30 kadarını diz problemleri oluşturur. Diz sakatlanmalarının birçok çeşidi vardır: diz burkulması, diz bursiti, diz çıkığı (tibia- femur, tibia- fibula), menisküs sakatlıkları, diz kontüzyonu, diz sinoviti 14 (dizde su toplanması), diz kapağı çıkığı ve kırığı, dizde bağ yaralanmaları, dizde kıkırdak yaralanmaları.

Ayak ve Ayak bileği

Ayak bileği eklemi menteşe tipi eklemdir. Ayakta durma ve yürüme gibi statik ve mekanik fonksiyonlarımızla, bizim beden yükümüzü taşıyan ve hareket halinde birçok kas, tendon, bağ ve kemiklere dengeli ve eşgüdümlü iĢ bölümü ile uyum sağlayan ayağımız en çok travmaya uğrayan kısımlarımızdandır. Ayakta en sık karşılaştığımız sorunlar burkulma ve ezilmeler, kırık ve çıkıklar gibi travmatik olgular dışında, düz tabanlık, nasırlar, siğiller, çekiç parmak ve tırnak batmasıdır.

Bazı spor branşlarında yaygın görülen ayak ve ayak bileğine ait sakatlıkları şöyle özetleyebiliriz:

Atletizm – Ayak bileği burkulmaları, aşırı kullanım sakatlıkları, stres kırıkları.

Basketbol – metatars kırıkları, stres kırıkları, tendinit.

Bisiklet- Yırtılma, burkulma, incinme.

Futbol – Sesamoid kırığı, ayak bileği kırığı, burkulmalar.

Güreş – metatars kırıkları, aşil tendiniti, ayak bileği burkulması.

Kayak – Ayak bileği kırıkları, peroneal tendon çıkığı.

Tenis – Ayak bileği burkulmaları, aşil injurileri, tendinitler.

Ayak bileği eklemi menteşe şeklinde bir eklemdir. Talus kemiği, lateralde fibula, yukarda ve medialde tibianın oluşturduğu oluk şeklindeki yuva içinde hareket eder. Ayakta 21 kemik, 57 eklem vardır. Ayak ve ayak bileği sakatlıklarında yüksek riskli branşlar; basketbol, beyzbol, futbol, buz hokeyi ve patendir. Ayak bileği burkulmaları genelde ayağın dışa doğru dönmesi sonucu meydana gelir. Darbe sonucu meydana gelen ligament yırtığının boyutları, burkulmanın derecesini meydana getirir.

Bizi Takipte Kalın

Sporcu Sakatlıkları Nelerdir?” hakkında 3 Yorum

  • Pingback: Basketbol Altyapı Seçmeleri 2018 | Basketall

  • 16 Mayıs 2019 at 20:08
    Permalink

    bilgilerndirci yazi olmus. bir sey sormak istiyorum. acil drurumda cocuk-genc sporcuya mudahale etmemiz gerektiginde ne yapmaliyiz? nasil mudahale edebiliriz?

    Cevapla
    • 16 Mayıs 2019 at 20:17
      Permalink

      Öncelikle sakin olmaya çalışın. Çocuk, nefes ve oksijen alıyor mu, kontrol edin. Dudak rengine bakın, göğsünü hissedin veya nefes alıp almadığını görmek için yanağınızı burnunun yanına koyun. Boynunda veya bileğinde nabzı hissedin. Nabzı varsa ama nefes almıyorsa, ağızdan ağıza resüsitasyona başlayın, ancak göğüs kompresyonları kullanmayın. Nefes almıyorsa ve nabız bulamazsanız, (eğer ilk yardım eğitimi aldıysanız) suni teneffüs yapın ve acil tıbbi yardım isteyin. Küçük çocuklarda, özellikle göğüs kemiğinin en alt kısmına basmamaya dikkat edin; bunu yapmak iç organları yaralayabilir. Şunu kesinlikle unutmayın! Bir kişi asla yapmak için eğitilmediği bir tedavi vermemelidir, çünkü bu çocuğun durumunu daha da kötüleştirebilir. Özellikle çocuk veya gençlerle çalışıyorsanız mutlaka ilk yardım eğitimi almanız gerektiğini unutmayın.

      Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sitemizi Beğendiniz mi? Paylaşmayı Unutmayın